Nick Hornby'yi sevdim, O'na güvendim. Evet belki oturup bütün kitaplarını sıradan okumadım ama ona güvendim. High Fidelity'i okudum, About a Boy'u bir çok sefer izledim. Müzik ve futbola olan ilgisi, ilişkilere olan mizahi bakış açısı ile beni kendine doğru çekti. Fakat bunu bize yapmayacaktın Niko Oğlan. Açık konuşuyorum ve film nasıldı diye sorulduğunda herkese söylediğim şeyi bir kez de ısıtıp burda önüne atıyorum insanlığın : Bu filmi Nick Hornby değil de sallıyorum (iyi izle sallıycam) Paul McCallister, James O'Heil, Martin Douglas ya da ismini bilmediğimiz bir başka adam oturup yazsa ne festival dolanırdı, ne böyle adaylıklar beğeniler gelirdi peşinden. Film küllüm Nick Hornby'nin senaristi oluşunun ekmeğini yemiş.An Education'ı eğer izlemediysen ve burda hikayesini anlatsam "Allah kahretmesin bütün filmi anlattı köpek" bile demezsin zira her zaman bildiğimiz bir hikayeden ibaret. (Gene de anlatmıyorum, böyle de misteri yaratma düşkünüyüm) Oyuncular iyiymiş, yönetmen harikaymış hepsi bir yere kadar zira filmin kağı üzerindeki temel farklılığı senaristiydi fakat o da beyhude çıktı.
Kötü zaman geçirdim diyemem ama beklentilerimi de karşılamadı film. Film beni konusuyla değil, İngiliz şehirlerinin güzelliği ile üzdü.
Bu film geçti önümüzdeki filme bakıyoruz.(The Good Heart)
Konu !F'den açılmışken Hit Film'lerdeki Mary & Max'i 1-2 ay kadar önce Dvd'den izledik. Onu da gerekirse kafana vura vura (Şiddetle?) tavsiye ederim. Mary & Max film değil, bir pamuk şeker. Onu da öyle bilesin.
Aşağıdaki şarkı da An Education'ın Jenny'sine David'den gelsin. Ah saf Jenny ah... Keko.("Gizli şeker" hastalığı gibi "Gizli spoiler" veririm)
2 yorum:
bence dünya üzerinde the education dan daha özgün, heyecanlı, merak uyandıran, iyi kurgulanmış bi film yok. film adeta bir deha elinden çıkmış, resmen "öte". izlenmeli, şiddetle* tavsiye ediyorum (sinesadizm).
heyecanlı dendiğinde aklıma bright star'dan başka film gelmiyor :)
(sinepuştluk)
Yorum Gönder