Bu aralar bir çok yeni albüm dinledim. Bazılarından birer şarkı seçip onları paket ettim ama önce gel yamacıma, anlatacaklarım var.
Eels - Line In The Dirt : Mark Everett Oliver denen şahane insan için iyi bir albüm kaydetmek makarna yapmak kadar basitleşen bir mevzu olmaya başladı ki bu durum beni korkutuyor. Mr. E'de bir ses var ninni gibi, bir melodiler var ki anında beyinlere pelesenk oluyor. Daha bir önceki "Hombre Lobo" eskimeden 8.stüdyo albümü "End Times"ı yayınlayan "sakal adam" bir kez daha bünye tazeledi. Line In The Dirt, single'ının B yüzündeki Little Bird ile birlikte albümün en harika ikilisi.Dragonette - Gone Too Far : Çok da ayılıp bayıldığım bir nane değil electropop. Herkeslerin sevdalı olduğu Ladytron bile bi' yerden sonra "yeter" dedirtiyor bana. Fakat Dragonette ya uzun süredir bu türde çok fazla bir şey dinlemediğim için (The Knife'ın yeni albümü öyle duruyor öyle bi' köşede, dinlememek konusunda malcasına ısrarlıyım.) ya da kendi güzelliğinden kulağıma hoş geldi. Gone Too Far dans pistine en düşman adama bile "Oturmaya mı geldik?" sorusunu sordurabilecek bi' şarkı. Ben oturmaya geldim, sen dans edebilirsin.
OK Go - All is Not Lost : Bir OK Go çılgınlığıdır ki gidiyor. 2007'deki Grammy ödülü, 2009'daki Twilight soundtrack'i derken 2010'daki albümleriyle de ilk albümleri Oh No'dan sonra sağlam ekmek yiyeceğe benziyor bu delikanlılar. Çok da ahım şahım diyemem. "Padişahım hiç değil" gibi seviyesiz şakalar bile yapmam (Dur dur kapatma hemen fayrfoksu, tamam kötü bi' şakaydı, unutulım bu olayı, hiç yaşanmamış gibi davranalım.) ama sana bu şarkıyı tavsiye ederim bal böceği. Dinle bu şarkıyı. Coldplay'in Everything's not lost'u geliyor insanın aklına "hadi dur bi' o şarkıyı dinleyeyim" diyor en kötü ihtimalle ki o da güzel bişey.(Selam ben Polyanna)
Laura Veirs - July Flame : Laura Veirs'e bakınca tek bişey görüyorum : Biyoloji öğretmeni. Bilemedin Coğrafya olur, hadi hiç tutmadı sınıf öğretmeni ama kesin olan bi' öğretmen olduğu onun. Bir diğer kesin olan şey de pek sevdiğim bu kadının yine "Sür ekmeğe ye" kıvamında bir albüm yaptığı. Klişe bir deyimle "Albüme adını veren" July Flame ise benim en sevdiğim şarkı oldu.Biyolojici ya resmen... Yeşil hırka da giymiş.
Caribou - Odessa : Vakti zamanında "Babylon yolları taştan" diyerek İstanbul'a gelen ve konserine gitmediğim Caribou'ya şimdilerde pişmanlık dolu bir şekilde "Festival gibisin katılmak istiyorum." der oldum. Odessa 2010 tarihli yeni albümden nette gezinen ilk şarkı. Fakat ne şarkı ? Ne şarkı söyliyeyim : Harika ! Andorra'da sevdiceğim olmuş bir çok eser vardı. Umuyorum yeni albüm onu katlayacak ve Caribou yine gelecek buralara konsere.(Umut fakirin ekmeği)
Sambassadeur - Days : "Zor yazılan bir isim bulalım ki yanlış yazsınlar böylece download'umuz da zor olur" gibi bir mantıktan yola çıkarak bu ismi seçtilerse çok beyhude bir çaba bu zira Google denen sitenin "Bunu mu demek istedin?" şeklindeki müthiş hizmeti sayesinde bu tip basit numaraların yaratacağı etkiler geçmişte kaldı. Sambassadeur'un ismi ne kadar zor ise albümü de bir o kadar İsveç Pop'u.(Olmadı, saçma oldu, farkındayım.) Kemanlar havalarda uçuşuyor, pamuk sesli bir bayan vokalleri var gibi tüm İsveç İndie Pop'u(Bütün Avrupa bunları dinlerken daha hala utanmadan neyine indie diyorum o da ayrı konu) manevraları Sambassadeur'un müziğinde fazlasıyla mevcut. Days'de grubun son albümünün en sevdiğim şarkısı oldu. Biraz biraz Camera Obscura havası var. Bu mixtape'teki tebessüm yaratanlardan biri Days.
Hindi Zahra - Beautiful Tango : İtiraf ediyorum Hindi Zahra'yı sırf adı yüzünden download yaptım ve küçümseyen bir tavırla "Ulan benim adım bu kadar güzelken ben albüm yapamıyorum sen bu isimle kimsin de albüm yapıp karşımıza geliyorsun anten kadın?" sorusunu sordum içimden. Fakat Hindi Zahra'dan gelen "muhteşem" ses dalgaları suratımda titreyen bir tokat gibi yerini aldı albümü dinledikten sonra. Fas kökenli Zahra'nın ilk albümü "Handmade"de dünya müziği tadında bir folk albümü. Zahra'nın Beautiful Tango'yu canlı söylediği bir video buldum vimeo'da ve onu da yukarı ateşledim. Sesin güzelliğine gelir misin ?
Facebook reklamlarında dedikleri gibi "oturduğunuz yerden 1000 Lira kazanın" diyemem ama oturduğunuz yerden bu saydığım güzelliklerin hepsini dinleyebilmeniz mümkün :
0 yorum:
Yorum Gönder